Neden Organik Temizlik


Biraz uzun ama okumanızı ve bilgi sahibi olmanızı temenni ederiz.

Kimyasal Temizlik ürünleri güneşte bekletildiği takdirde içtiğimiz suları bile kanserojen madde içerir hale getiren pet-plastik şişelerde ambalajlanan deterjan yada diğer temizlik ürünleri içerdikleri kanserojen maddelerin daha da aktifleşmesine bir nevi zehir üstüne zehir olmasına sebep olmaktadır. Hakeza bu tür ürünlerin çamaşır üzerinde kalıntı bırakıyor olması da bilimsel çalışmalar ile kanıtlandığından insan sağlığına ilerleyen süreçte oldukça fazla zarar verebilmekte ve ilerde karşılaşılabilecek kanser vakalarının tetikleyicisi belki de müsebbibi olduğu üzerine çok yönlü uluslar arası bilimsel çalışmalar sürdürülmektedir.

Buradan hareketle Organik temizlik ürünleri çevre ve insan sağlığı için birinci öncelikle ihtiyaç haline gelmektedir. Çünkü yediğimiz içtiğimiz besinlerdeki kanserojenlerin bir kısmı vücutta kalsa bile bir kısmı ile vücudun mücadele ve itlaf edebildiği kanıtlanmış olsa da her gün temizini giydiğimiz kıyafetlerimiz üzerinde kalan kanserojen kalıntılar direkt deri yolu ile emilmekte ve sağlığımıza ciddi zararlar vermektedir. Organik ürünler hem ülkemizin sularını, hem toprağını, hem havasını, hem de dolaylı da olsa yediğimiz içtiğimiz ürünlerin sağlık kalitesini yüksek oranda artırmaktadır. Organik yaşama Minoris Baby ile çok ekonomik fiyatlar ile bir başlangıç yapabilirsiniz.

 

Deterjanlar evlerimizde işyerlerimizde kısacası pekçok yerde kullanılan, ancak içerdiği kimyasal maddeler ve bileşikler dikkate alındığında hayatımızda olumsuz sonuçlar doğurabilen maddelerdir.

Deterjanların insanlar üzerindeki zararlı etkileri; deriye teması halinde derinin yağını alarak, kurumasına ve çatlamasına, hassas kişilerde dermatitlerin oluşumuna neden olması, giysilerden iyice uzaklaştırılmayan deterjanların ciltte alerjik reaksiyonlara, tahrişe ve dermatitlere neden olması şeklinde örneklendirilmektedir.

Ev temizliğinde kullanılan deterjanlar, mikroplara ne kadar zarar veriyorsa akciğer, karaciğer ve beyne de aynı şekilde zarar verir. Bütün hastalıklara, ayrıca mantara yol açar. Deterjanlar, bağırsak kanserine ve ağır akciğer hastalıklarına sebep olur. Bunun sebebi ise çamaşır ürünlerinin çoğunun, doğal ortamda ayrıştırılıp geri kazanılmayan malzemeler; fenol, amonyak, naftalin ve diğer zararlı kimyasal maddeleri içermesidir.

Çamaşır deterjanları gibi temizlik ürünleri mikropları nasıl anında eritip yok ediyorsa, akciğer ve beyin hücrelerini de aynı şekilde doğrudan etkilemektedirler. Solunum yoluyla vücuda karışan bu temizlik ürünleri beyin damarlarını, akciğerlerdeki bronşları eritip yıpratır, kana karışır. Kan dolaşımı bozuklukları, MS, Alzheimer gibi ağır beyin hastalıklarına, akciğer, karaciğer, böbrek hastalıklarına ve ayrıca kısırlığa yol açarlar. Bu petrokimyasalların belirlenmiş ve belirlenememiş onlarca zararı vardır. Ayrıca kullanılan temizlik ürünlerinin artıkları deniz suyuna karıştığında denizdeki canlıların ölümüne sebep olmakta, toprağa karıştığında ise bitkilerin ve toprakta yaşayan canlı varlıkların zarar görmelerine sebep olmakta, böylece çevreye de zarar vermektedir.

Zehirlenme vakalarının önemli bir oranından da temizlik ürünleri sorumludur. New York’taki bir sağlık merkezinde kullanılan temizlik ürünleri daha az zehir içeren muadilleriyle değiştirildikten sonra, çalışanlarda görülen kimyasal yanık, deri döküntüsü, baş dönmesi ve boğaz ağrısı şikâyetlerinde keskin bir düşüş gözlenmiştir. 2004’te, çalışanlar temizlik ürünlerinin yol açtığı rahatsızlıklardan dolayı toplam 54 gün işe gidemezken, 2009’da bu rakam sıfıra inmiştir.

 

Kapalı mekânlarda hava kalitesini olumsuz etkileyen ve genellikle bilmeden kendimizi gün boyu maruz bıraktığımız evsel ürünlerden en önemlisi de çamaşır deterjanlarıdır. ABD’de ortalama bir aile haftada 30-35 kg. çamaşır yıkamaktadır. Bu rakam, yılda 35 milyar makine dolusu çamaşıra ve 17,5 milyar ölçek çamaşır deterjanına tekabül etmektedir. Belirtilen miktardaki deterjanın suyollarına karıştığında, ekosistem bozularak, bazı canlılar değişime uğramakta veya yok olmakta, bazılarıysa kontrolsüzce çoğalmaktadır. Kullanılan deterjanların içinde çok çeşitli kanserojen maddeler bulunabilmektedir. Çoğu çamaşır deterjanında bulunan en zararlı maddeler Sodyum Lauril Sülfat (SLS)  veya Sodyum Lauret Sülfat (SLES), 1,4-dioksan, Nonilfenol etoksilat (NPE) ve fosfatlar olarak sıralanabilir. Sodyum Lauril Sülfat (SLS), emülgatör etkisi, deterjan etkisi ve köpüğü artırması için kişisel bakım ürünlerine eklenir. Şampuanlarda, duş jellerinde, diş macunlarında, yüz temizleyicilerde ve köpük banyolarında bulunur. Saç derisini fazlaca kurutabilir; cildi, gözleri ve ciğerleri tahriş edebilir. İç organlar ve çevre açısından orta derecede zehirlidir. Durulandıktan sonra bile deride bir miktar kaldığı ve deri tarafından emildiği kanıtlanmıştır. Çeşitli kimyasallarla tepkimeye girerek kanserojen olduğu bilinen nitrozaminlere dönüşebilir. Bu da ekosistemin dengesini bozarak bazı türlerin yok olmasına yol açar. Bu kaygılardan ötürü yerini kısmen de olsa zeolite bırakmıştır. Memelilerde erken yaşlanmaya yol açtığını gösteren çalışmalar vardır. Deterjan ile birlikte diğer temizlik ürünlerinde de, ürüne etkin temizleme özelliği kazandırmak amacıyla, suyun sertliğini gideren sodyum tripolifosfat (STPP) gibi fosfatlar kullanıldığından, Avrupa Birliği (AB), bilimsel veriler ışığında, deterjanlardaki özellikle fosfat kullanımı konusunda belirli önlemler alınmasını istiyor. Atık suların, özel arıtma tesislerinde, fosfattan arındırılması mümkün olmasına rağmen, bu tür işlemler, her yerde yapılamadığı gibi, oldukça maliyetlidir. Atık sulardaki fosfat miktarı ne kadar az olursa, bu işlemlerin maliyeti ve çevreye verilen zarar, o kadar düşük olmaktadır. Bu nedenle AB, teknik imkânlar dahilinde, atık sulardaki fosfat miktarını mümkün olduğunca sınırlandırmayı ve bu çerçevede, deterjanlarda fosfat kullanımı yerine, zararsız madde içerikli ve daha az maliyetli hammaddeler ile alternatif yöntemlere başvurulmasını hedefliyor.